|
Yazımızda Rus hâkimiyeti döneminde eserler veren Ahmet Baytursınulı’nın
belki de ilk edebiyat tarihi çalışmalarından sayılabilecek “Edebiyet Tanıtkış” adlı eserindeki Kazak
Türklerinin yazılı edebiyatı ile ilgili görüş ve değerlendirmelerini tanıtmak
istedik. Rus hâkimiyetinin bittiği 90’lı yıllardan sonra Baytursınulı’nın da, o
dönemin totaliter birlik sistemi baskısında, dönemin istediği görüşler
çerçevesinde edebî eserler veren yazar ve şairlerin de bu tür sınıflandırmaları
belirleyici olmamakla birlikte içinde bulunduğu döneme ışık tutması açısından
önemlidir. Günümüzde yapılan sınıflandırma çalışmaları daha gerçekçi
yaklaşımlara dayanmaktadır.
|
|
|
Halk
tarafından meydana getirilen edebiyat ürünleri içinde tekerleme, bilmece ve ata sözlerinin farklı bir yeri vardır. Hem
eğlenmeye hem de zekâyı geliştirmeye yönelik olarak günümüze kadar korunmuş
olan bu türler, Türkiye dışında gelişen Türk edebiyatlarında da yer almaktadır.
Bu mahsullerin tesbit edilmesi, ileride yapılacak olan karşılaştırmalı
çalışmalara kaynak teşkil edecektir.
|
|
"Bet açma" geleneği, Kazak ve
Karakalpak Türkleri arasında "gelin getirme" yâni düğün âdet ve eğlenceleri
arasında yer alan en eski geleneklerden biridir. Bütün Türk topluluklarında
olduğu gibi, Kazak Türklerinde de yeni ev kurmaya, ocak tüttürmeye çok büyük
değer verilmiştir. Evlilikte amaç, evlat sahibi olup çoğalmak, iyi bir evlat
yetiştirmek, bereketli ve huzurlu bir ömür sürmektir. Bunun başlangıcı da toy
(düğün)’dur. Diğer doğum, ölüm, yemek verme, barış, anlaşma vs. gibi sosyal
olaylarda olduğu gibi, düğünlerde de çeşitli eğlenceler düzenlenmekte ve
gelenekler şeklinde günümüze kadar ulaşıp hâlen canlı bir şekilde
uygulanmaktadır. Bu eğlencelerde bazen melodili bazen melodisiz ama kalıplaşmış
söyleniş şekilleriyle şiirler okunmaktadır. Bu şiirlerden biri de "Betaşar"dır.
|
|
1578'den 1828 Rus
işgaline kadar Anadolu Türklüğünün ayrılmaz bir parçası olan Ahıska, bugünkü
Gürcistan sınırları içerisinde yer alan, Türkiye sınırına 15 km. uzaklıktaki eski bir
Türk yurdu merkezidir.
Bölgede, 642 yılında Hz.
Osman döneminde Müslümanlar, 1068'de Selçuklular, 1268’de Moğollar yönetime hâkim
olmuşlardır. Moğol hâkimiyetinden sonra devam eden Derebeylik yönetiminin
ardından, yarı bağımsız olarak İlhanlı, Karakoyunlu ve Akkoyunlu Devletlerine
bağlı kalan bölge, 1578 yılında Osmanlı Devleti yönetimine geçmiş ve Eyalet
merkezi haline getirilmiştir.
|
|
Kazak
Türkçesinde "de-" fiilinin kullanılışında bazı farklı işlev ve kalıplaşmalar
dikkat çekicidir. Bunlardan bir kısmı Eski Türkçe döneminden beri Türkçenin
lehçe ve şivelerinde tarihî metinlerde de takip edilebilen değişmelerken bir
kısmı da sadece son dönemlerde, Kuzey Türkçesi ve bu grupta yer alan Kazak
Türkçesinde görülen değişik kullanımlardır.
|
ÖZET
Bu yazıda Kırgız Türkçesinde
deyimlerin incelenişi ve sınıflandırılması üzerinde durulmaktadır.
Yazı,
“Deyim Nedir?”, “Deyimlerin Özellikleri”, “Leksik-Semantik Dizilişine Göre
Deyimler”, “Birleşik Kelime, Birleşik Terim ve Deyimler”, “Deyimler ve Ata
Sözleri”, “Deyimlerin Varyantları”, “Deyimlerde Çok Anlamlılık”, “Deyimlerde Eş
Anlamlılık”, “Deyimlerde Zıt Anlamlılık”, “Gramer Yapısına Göre Deyimler” ve
“Sonuç” bölümlerinden oluşmaktadır.
|
|
ÖZET
Türkiye Türkçesi
ağızları üzerinde tahrip edici etkiler de düşünüldüğünde bir an önce ciddî
akademik çalışmaların yapılması gerekmektedir.
Batı Anadolu ağızları üzerinde genel
bir kaç çalışma dışında küçük birimlerin teker teker ele alındığı çalışma
oldukça azdır. Bu noktadan hareketle, Denizli ili Çivril ilçesinin ağız
özelliklerini incelemenin faydalı olacağını düşündük.
Bu yazıda Çivril ağzının ses
özellikleri ve kısmen de şekil özellikleri (isim ve fiil çekimi) üzerinde
durulacak, derlenen ve deşifre edilen metinlerden hareketle bu özellikler
sıralanacaktır. Bunun yanında Çivril ağzının Batı grubu ağızları içindeki yeri
ve ayırıcı özellikleri üzerinde de durulacaktır.
|
|
Ağız
ve lehçeler üzerinde yapılan çalışmaların asıl amacı, ana dilin yapısını ortaya
koymak, problemlerini çözüp aydınlatmaktır. Bir dilin tarihî dönemlerini
yazacak bir dil âlimi için, ağız araştırıcıları tarafından derlenip incelenmiş
malzeme ile her lehçe ve bu lehçelerin ağızları üzerinde yapılmış çalışmalar,
eski yazılı kaynaklar kadar önemlidir.
|
|
|
|
|
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 Sonraki > Son >>
|
|
Sayfa 1 / 3 |